İçeriğe geç

Altın nasıl üretilir, rafineride ne olur


Bir gram altın için ortalama birkaç ton kaya işlenir. Bu sayfa, o kayadan çıkan altının vitrine gelene kadar geçtiği aşamaları anlatıyor.

Madende: cevherden dore külçesine

Cevher çıkarılır. Altın kayanın içinde gözle görülmeyecek kadar dağınık bulunur. Ekonomik sayılan tenör, ton başına birkaç gramdır. Yani bir yüzük için işlenen kaya, o yüzükten yüz binlerce kat ağırdır.

Kaya öğütülür. Cevher kırılır ve un inceliğine gelene kadar öğütülür. Amaç, altın taneciklerinin yüzeyini açığa çıkarmaktır.

Altın çözülür. En yaygın yöntem siyanür liçidir. Öğütülmüş cevher siyanür çözeltisiyle karıştırılır; altın çözeltiye geçer, kaya geride kalır. Yöntem çevresel denetim gerektirir ve tesisler bu nedenle sıkı izne tabidir.

Çözeltiden geri alınır. Altın, aktif karbon veya çinko ile çözeltiden ayrılır.

Eritilip dökülür. Elde edilen altın yüksek sıcaklıkta eritilir ve kalıba dökülür. Çıkan külçeye dore denir. Dore saf değildir; içinde gümüş, bakır ve başka metaller bulunur. Saflığı genellikle yüzde 60 ile 90 arasındadır.

Maden sahasındaki iş burada biter. Dore külçesi rafineriye gider.

Rafineride: doreden saf altına

Rafinerinin işi tek cümleyle şudur: dore külçesindeki altını diğer metallerden ayırmak ve saflığı, ağırlığı ve biçimi standart olan külçeler üretmek.

İki yöntem kullanılır ve çoğu tesis ikisini sırayla uygular.

Miller yöntemi

Eritilmiş dore altının içinden klor gazı geçirilir. Klor, altın dışındaki metallerle birleşir; oluşan bileşikler yüzeye çıkar ve alınır. Altın altta kalır.

Hızlıdır ve büyük hacimde çalışır. Ulaştığı saflık yaklaşık 995 milyem, yani binde 995’tir. Yatırım külçesi için çoğu zaman yeterlidir.

Wohlwill yöntemi

Elektrolizle çalışır. Ham altın anot yapılır, çözeltiye daldırılır ve akım verilir. Altın çözünüp katotta yeniden birikir; diğer metaller geride kalır.

Daha yavaştır ve daha pahalıdır ama daha ileri saflık verir: 999,9 milyem, yani binde 999,9. Piyasada “dört dokuz” denen saflık budur.

Külçenin damgalanması

Saflaştırılan altın standart kalıplara dökülür ve üzerine rafineri markası, saflık ve seri numarası basılır. Bu damga, külçenin nerede ve hangi saflıkta üretildiğini kanıtlar; borsada işlem görmesinin şartıdır.

Türkiye’de rafineri

Türkiye’de dört altın rafinerisi bulunuyor.

İkisi Londra Külçe Piyasası Birliği akreditasyonuna sahip: İstanbul Altın Rafinerisi ve Nadir Metal Rafineri. Bu akreditasyon, üretilen külçenin uluslararası piyasada sorgusuz kabul edilmesi anlamına gelir.

İkisi Borsa İstanbul akreditasyonlu: Onsa Rafineri ve Ahlatcı Metal Rafineri.

Dördü de ağırlıklı olarak İstanbul’da, Yenibosna ve Kuyumcukent hattında bulunuyor.

Hurda altın da aynı yolu izler

Rafinerilere gelen altının önemli bir bölümü madenden değil, geri dönüşümden gelir. Kırılmış bir bilezik, tek kalmış bir küpe, eskimiş bir yüzük.

Bu parçalar toplanır, eritilir ve aynı saflaştırma sürecinden geçirilir. Çıkan altın, madenden gelen altından ayırt edilemez; çünkü altın atomu değişmez.

Dünyada bugüne kadar çıkarılmış altının neredeyse tamamının hâlâ var olmasının sebebi budur. Altın tüketilmez, yeniden dolaşıma girer.

Atölyede: külçeden takıya

Rafineriden çıkan saf altın, takı yapılmadan önce yeniden alaşımlanır. 14 ayar bir yüzük için saf altına bakır ve gümüş katılır, çünkü saf altın takıda kullanılamayacak kadar yumuşaktır.

Sonrası atölye işidir: döküm veya tel ve levha çekme, biçimlendirme, lehim, taş oturtma, zımpara, cila. Bu aşamaların her biri elle yapılır ve ürünün işçilik bedelini belirleyen şey buradaki emektir.

Bir takının fiyatı üç parçadan oluşur: içindeki has altının değeri, işçilik ve varsa taş bedeli. Faturada bunlar ayrı gösterilir.

Kaynaklar

WhatsApp'tan yazın